En Çok Satan Kitaplar

Liste D&R sayfasından alınmıştır.

   
 
Herkese Her İstediğinizi Yaptırın
David J. Lieberman

Gümüş Yıldönümü
Maeve Binchy

Yaşama Yerleşmek
Üstün Dökmen

Olasılıksız
Adam Fawer

Portobello Cadısı
Paulo Coelho

Atatürk'ten Sonra Bugünlere Nasıl Geldik ?
Cüneyt Arcayürek

Tarihin İzinde
İlber Ortaylı

Mevlana'dan 100 Bilgelik Hikayesi
Idries Shah

Siyah Süt
Elif Şafak

İhanet Çemberi - PKK'yı Yöneten Türkler
Bülent Orakoğlu
 

 
 


‘Aşk.’dedim, ‘Bencillik.’dedi. Anlamaz gözlerle baktım yüzüne. ‘Öyle bakma.’dedi. ‘Söylesene, tarif etsene bana aşkı. Becerebilecek misin? Öyle, içimde kuşların uçması falan deme sakın.’ Sustum. ‘Söylesene, aşık olunca neler oluyor sana? Senin de içinden geçenler başkalarından farklı mı? Sabah onun hayaliyle kalkıyorsun. Kahvaltını onunla yapıyorsun. Bütün gün onunlasın; hep onunla. İçinden saatlerce konuşuyor, sohbet ediyorsun. Gece yine onun hayaliyle uyuyorsun. Kafanda öyle biri yaratıyorsun ki kendine, o kişiye hayran olmamak mümkün bile olmuyor. Aslında karşındaki kişinin, hayalindeki kişiden çok farklı olabileceğini biliyorsun. Oysa bunu düşünmek bile istemiyorsun. Hoşuna gidiyor çünkü. Hayalindeki kişinin sana huzur vermesini engellemek istemiyorsun. ‘Seviyorum ona, aşığım sadece beni düşünsün. Başka insanları görmesin bile, sadece beni beğensin. Hasta olduğumda üzülsün. Beni sevsin, sadece beni. Ta ki ben ondan bıkana kadar.’demiyor musun sen de? Söyle bakalım, sence de aşk, dünyanın en büyük bencilliği değil mi?

Öyle mi? ‘Aşk’ denilen o acayip duygunun bencillik olabileceğini düşünmüş müydünüz hiç? Siz de ‘ o insan’ı düşünürken sadece kendi mutluluğunu düşünenlerden misiniz? Ya da sizinle birlikteyken hissedeceği mutluluğu? Ama başkasıyla değil. Kesinlikle değil. Bu kişinin bir arkadaşı hatta en yakın erkek arkadaşı ya da kuzeni bile olması önemli değil. Hatta başka bir kadın olması-arkadaşı bile olsa- kesinlikle mümkün değil. Annesi, anneannesi de olamaz. O, en mutlu sizin yanınızda olmalıdır çünkü siz ona aşıksınızdır.(ya da seviyorsunuzdur, sevgilisinizdir, eşsinizdir.) Karşınızdakinin bu hakkını, tüm bu sıfatlarınızdan sadece bir tanesiyle bile satın almışsınızdır. En azından bu hakkı kendinizde görürsünüz. Neden akşam yemeğini en yakın arkadaşıyla yesin? Neden saatlerini bilgisayar başında geçirsin? Neden o kıza en yakın arkadaşım deyip duruyor? En yakın arkadaşı olamayacak kadar da güzel üstelik. Neden annesini görmek istedi şimdi? Bu maçı seyretmesi şart mıydı? Odasında kendi başına kitap okumak istiyormuş! Ne saçma…

Öyle ya, aslında hep bizimle olmalı o kişi. Bizim istediğimiz tüm zamanlarda. Ta ki canımız kendi başımıza bir şeyler yapmak isteyinceye kadar…

İlişkileri düşündüğümde, bu garip çelişki hep gelir aklıma. Seviyorsak gerçekten, değer veriyorsak bir kimseye, esas olan o kişinin nasıl ve ne şekilde mutlu olacağı değil midir? Oysa beceremeyiz bu şekilde düşünmeyi bir türlü. İnsanızdır çünkü. Bize göre normal olan budur. Kendimizi düşünmek. Kendimiz bile fark etmeden.

Bir anne, içinde bencillik olmayan tek sevginin, annenin çocuğuna duyduğu sevgi olduğunu söylemişti bir kez. ‘Bak, çocuğun anneye demiyorum.’demişti ardından. ‘Çünkü onun içinde bile farkında olmasak bile bencillik vardır.’

Karşılık beklemenin isminin bencillik olup olmadığından emin değilim. Oysa o anneye yine de hak veriyorum. Annenin çocuğuna duyduğu bağlılık, tamı tamına aşktır aslında ve o aşkın içinde bencilliğin -ya da karşılık beklemenin- zerresi bile yoktur.
İkili ilişkiler içinse, aynı şeyi söylemek mümkün değildir çoğu zaman. Belki mümkün olsaydı, tüm ilişkilerimizde –evlilik, arkadaşlık, sevgili olma vs- daha mutlu olabilirdik. Yaptığımız güzel davranışları fedakarlık olarak görmesek ve aynısını karşımızdaki kişilerden beklemesek, onun bizden ayrı bir kişi olduğunun bilincine varıp, sevdiği, beğendiği şeylerin olabileceğini ve aslında ayrı hayatlar yaşadığımızı fakat bu ayrı hayatları ortak noktalarda birleştirdiğimizi aklımıza getirsek sizce de daha mutlu olmaz mıydık?

Şu, başkalarının hayatlarına karışma işini hak olarak görmesek kendimizde mesela.(Öyle giyinme, böyle yapma, şunu içme, bununla konuşma) Sizce de aslında daha huzurlu olmaz mıyız? Bencillik edip kendi huzurumuzu düşünürken, karşımızdakine gösterdiğimiz saygıyla aslında onu da huzurlu kılmaz mıyız?

Çıkarsak artık şu yanları kapalı gözlüklerimizi ve bir silkinsek. Yine önce kendimizi düşünsek ve kendi isteklerimizi. Sonra karşımızdakinin de tıpkı bizler gibi istekleri olabileceğini. Aynı hayatı, aynı şekilde yaşamanın imkansız olduğunu anlasak ve ayrı hayatları aynı çatıda birleştirmeyi başarabilsek, sizce o zaman aşkın adı yine de bencillik olur mu?

İrem Aksoy Çetin

Copyright 2006 © Sivritopuklar.com
sanat@sivritopuklar.com