|
Bugün neyi bırakmalıyım?
Bıraktığınız
her duygunuzla tekrar yüzleşirseniz, karşınıza
tekrar gelirse sadece sevgiyle bakın o
duyguya... Ben seni bıraktım... Sen geçmişte
kaldın... deyin..
Bugüne kadar hep dışarıda aramış olduğunuz
mutluluk içinizde ve sizinle akmak için sizden
izin bekliyor... İzin verin yeniye... Yeni,
sevgiyle girsin hayatınıza... Direnç göstererek
yaşamanız gereken mutluluğu geciktirmeyin...
Uzatmayın zamanı...
Yaşam Koçu olan Füsun Hanım’ ın sözleri bunlar…
Kendisinin de izni ile www.brandmaillive.com ’
dan alıntı yaptığımız yazısını okumanızı tavsiye
ediyorum..
Derya Yılmaz
Akışa Güvenmek
Eylül... Sonbahar mevsiminin başlangıcı... Her
yeni mevsim bir önceki dönemi bırakma, yeniye
hazırlanma ve yeni bir başlangıç dönemidir...
Doğada akış mükemmeldir... Yaşamımızda sadece
doğanın işleyişine baksak bile hayatımıza dair o
kadar çok şey çözülür ki...
Güneş hiçbir zaman yarın yeniden doğar mıyım
diye korkmaz, sadece doğar... Ağaçlar çiçekler
doğanın akışında zamanın gerektiğine uygun
şekilde hareket eder, zamanı geldiğinde
çiçeklerini açar, zamanı geldiğinde kışa
hazırlanmak için yapraklarını döker, çıplak
kaldım acaba bir sonraki dönem çiçek açar mıyım
diye korkmaz...
Çıplak kaldım hiç yaprağım yok insanlar benimle
dalga geçerler mi diye düşünmez... Rüzgar
estiğinde hiçbir ağaç direnç göstermez, rüzgarın
estiği yönde eğilir, direnç gösterdiğinde,
rüzgarın tersi yönünde hareket ettiğinde zarar
göreceğini, dallarının kırılacağını bilir...
Denizler yükseldiğinde geri çekileceğini de
bilir... Geceleri gökyüzünü aydınlatan ay, ben
hep dolunay kalmak istiyorum hiç yeni ay şeklini
almayacağım demez... Gece gündüzü, gündüz
geceyi, aylar mevsimleri, mevsimler birbirini
takip eder... Yaz biter güz başlar... Yavaş
yavaş yapraklar dökülmeye başlar... Artık yazın
bittiğinin haberi gelir... Her bitiş yeni bir
başlangıçtır... Yeni bir şeyin başlayabilmesi
için eskiyi bırakmak gerekir... Değişimleri
sevgiyle kabul etmek ve o anın tadını çıkarmak
gerekir... Çünkü her yeni dönem en mükemmel
haliyle gelir.
Aslında insanların yaşamları da doğadaki akış
gibi... Onu kontrol etmeye çalışan, tutunan,
yapışan biziz... Bu yüzden yaşama dair
isteklerimizin gerçekleşmesini engelleyen de
biziz... Tek yapmamız gereken akışta olmak akışa
uyum sağlamak...
Hamile bir kadın bu çocuk burada iyi, doğum
yapacak cesaretim yok dese de doğum
gerçekleşiyor, kimse yaşamı boyunca işsiz
kalmıyor tabii kendisi bunu istemediği
müddetçe... En parasız olan bir kişi bile
ailesinde gerçekleşen bir ölüm için cenaze
parasını bulabiliyor, kimse bu dünyada aynı
bedende sonsuza kadar yaşamıyor, doğumlar
oluyor, çocuklar büyüyor, yaşlanıyor, ölümler
gerçekleşiyor... Kimse ben hep çocuk kalacağım,
ya da ben hiç ölmeyeceğim diyemiyor... Gidenler
yerini yenilere bırakıyor... Aslında bu dünyada
her şey olması gerektiği gibi, olması gerektiği
zamanda, akışta, gerçekleşiyor...
Akışta
olmak için ne yapmak gerekiyor?
Şu an yaşamınızda her şey çok kötü olabilir...
Belki işsizsiniz, belki hiç paranız yok, belki
çok kötü giden bir ilişkiniz var ya da
yapayalnızsınız... Belki bu sorunların hepsini
ya da birini yaşıyorsunuz... Ne yaşıyorsanız
yaşayın şunu unutmayın: Akışa güvenin, yaşanan
bu durum düzelecek. Hiçbir zaman böyle
kalmayacaksınız... Sadece bu bir dönem... Sizin
için yaşanan bir dönem... Dibe vurdunuz evet ama
kendinize dönüp bakmak için, ne istediğinizi,
yaşamda nasıl var olmak istediğinizi bilmek
adına bunu yaşamanız gerekiyordu... Bu durumda
olduğunuz için kızmayın kendinize ya da
başkalarına... Suçlamayın kimseyi... Yaşadığınız
sorunlara tutundukça, endişeli oldukça çözüm
uzaklaşıyor... Endişe dolu duygulardır çözüm
bulmamıza engel olan... İlk başta şunu fark
edin... Yaşadığınız olumsuz olaylar yaşamınızı
yönetmeye başladıysa siz akışta değilsiniz...
Yaşamın içindeyken insanlar korkularının,
olumsuz duygularının farkına varamazlar... İyi
bir ilişkiye sahip olduğunu sanır ama mutsuzdur,
işinde iyi para kazanıyorsa yaptığı işin onu
mutlu ettiğini sanır, ama yaratıcılığını
kullanamadığı sinir ve stres içinde yaşadığı bir
işi vardır... Yaşam koşturması içinde dönüp
bakmaz kendine... Ben neredeyim, ne yapıyorum,
yaptığım bu şey bana mutluluk veriyor mu diye...
Parasızlık korkum mu var? Yalnızlık korkum mu
var? Yaşama güveniyor muyum? diye düşünmeyiz
hiç... Hayatın kıyısından köşesinden tutmuş
yaşıyoruzdur... Olumsuz duygular, inançlar
insanı aşağıya çeken bir enerjiye sahiptir...
İlerleyemez insan... Olduğu yerde duruyordur...
Bu yüzden bazen sıkıntılı durumlar fiziksel
hayatımızda kendini gösterir... Aslında evren
bize bağırıyordur... Akışta değilsin...
Korkuların seni yönetiyor... Yoldan çıktın...
Direnç gösteriyorsun... Dön duygularına bak
iyileştir... Bırak olumsuzluğu, bırak
korkuları... Sen güvendesin... Sevgiyle dimdik
dur hayatta...
İşte ancak işsiz kalınca durduk ve baktık...
İlişkimiz bitince durduk ve baktık... Hasta
olunca durduk ve baktık kendimize... Evren
sonunda size sesini duyurdu... Evren size akışta
olmadığınızı ancak böyle gösterebilirdi...
Sorduk kendimize ben nerde hata yaptım diye?
Her zaman olduğu gibi yine yaşamımızın
sorumluluğunu almaktan kaçtık, başkalarını
suçladık... Hata hep başkasında... Patronda,
eşinizde vs... dedik çıktık işin içinden...

Peki biz ne yapıyoruz da yoldan çıkıyor akıştan
kopuyoruz? Hangi düşünce ve davranışlar buna
neden oluyor?
Korkularla hareket ediyoruz, inancımızı ve
güvenimizi kaybediyoruz, yaşamı kontrol etmeye
çalışıyoruz... Bırakmaktan ve yeniye geçmekten
korkuyoruz, tutunuyoruz, direnç gösteriyoruz ve
yapışıyoruz hayata, sorunlara, insanlara...
Yeninin belirsizliğinden, değişimlerden
korkuyoruz.
Halbuki doğa ne güzel anlatıyor kendisini...
Kışa hazırlanırken yapraklarını dökmekten
korkmuyor hatta yaprakları bırakırken ayrı bir
güzellik veriyor... Rengarenk oluyor o
yapraklar... Bedeni çıplak kalıyor ağaçların ama
kış için bunu yaşamaları gerekiyor, çünkü daha
güçlü duruyor ayakta... Soğukla, yağmurla, karla
daha iyi baş edebiliyor... Biliyor yapraklarını
bırakmamış olsaydı daha büyük bir zarar
göreceğini... Ağaçlar biliyor ki yeni döneme
girdiklerinde daha da büyüyecek genişleyecek
yaprakları daha da çoğalacak... Aslında doğa
kendini yenilemekten her yeni gelene sevgiyle
merhaba demekten, bir önceki dönemi bırakmaktan
hiç korkmuyor... Her yeni dönemin hem tadını
çıkarıyor hem de bizlere öğretiyor,
yaşadıklarıyla huzur veriyor... Doğa çok şey
öğretiyor bizlere...
Yaşam bize vermiş olduğu mesajları
duymamazlıktan geliyor, görmüyor ve ret
ediyoruz...
Gibi yaparak yaşıyoruz... Mutlu gibi, zengin
gibi, sorun yok gibi, her şey yolunda gibi,
inançlı gibi, güçlü gibi... Sorun olarak görülen
hiçbir şeyi çözmüyor üstünü örtüyoruz... Ama
zaman geliyor üstü örtülen her şey tek tek
ortaya çıkıyor... Yaşamı, insanları, olayları
kontrol etmek her şeyi kendi istediğimiz şekle
sokmak için o kadar çok mesai harcıyoruz ki
yaşamın neresinde olduğumuzu ne istediğimizi
yaşamımızda hangi noktayı iyileştirmemiz
gerektiğini göremiyoruz... Gerçeklerle
yüzleşmek, kim olduğumuzu bilmek ağır ve zor
geliyor... Şikayet edilen hayata devam etmek
daha kolay geliyor...
Hangisi zor sizce? Kendinizle yüzleştiğinizde
gördüğünüz sıkıntılarınızı, korkularınızı,
yaşadıklarınızı, geçmişinizi bırakmak mı? Ne
istediğinizin farkındalığıyla yaşamak mı?
Yoksa sıkıntılarla dolu hayata mutsuz yaşamınıza
ömür boyu aynı şekilde devam etmek mi?
Geçmişte yaşamış olduğunuz olayları
değiştiremezsiniz... Ama yaşanan olaylarda izler
bırakırız, duygularımız o olayla birlikte orada
kalır ve o duygular geleceğe taşınır... Şöyle
düşünün çocukken trafik kazası geçirdiniz... Bu
kaza olmuştur bunu değiştiremezsiniz... Ama
sizin orada bırakmış olduğunuz korku dolu
duygularınız siz her arabaya bindiğinizde
sizinle gelir... Yaşam kaliteniz düşer... Her an
stres ve korkuyla bir yaşam başlar
hayatınızda... Kötü yapılmış bir evlilik,
terkedilmeler, ayrılıklar, ölümler, cinsel
taciz, yaşanan bir iflas, cinayet vs... olaylar
değildir aslında geleceğe taşıdığınız, o
olaydaki duygulardır... Nlp'de time line diye
bir teknik kullanırız... Olumsuz duyguları
kabullenmenin getirdiği güçlü enerjiyle
değiştiririz geçmişin izlerini, olaylara
yapıştırdığımız duyguları bırakırız ve geleceğe
güzel düşünceler, niyetler ve hedeflerle
başlamanıza yardımcı olur bu teknik...
Bu
çalışmanın sonunda yaşanan olay orada geçmişte
durur ama duygular iyileştiği için, bakış açısı
değiştiği için olay aynı kalsa bile artık size
bir şey ifade etmez...
Her bu çalışmayı yaptığımda şunu çok daha iyi
anlarım... Geçmişimizde yaşanılan tüm
olumsuzlukları, kırgınlıkları, öfkeyi
bırakmazsanız, geleceğe ne kadar güzel
bakarsanız bakın, ne kadar olumlu düşünürseniz
düşünün tam olarak huzurlu olamıyorsunuz... Bu
yüzden geçmişi bırakmanız gerekiyor...
Geçmişiniz şu anki sizi oluşturdu... Orada
yaşamış olduğunuz deneyimler sizi büyüttü...
Geliştirdi... Çok şey öğretti... Ama geçmiş
yaşandı ve bitti...
Her yeni güne geçmişinizden getirmiş olduğunuz
izlerle, duygularla korkularla başlarsanız
geçmişinizi yaşamaya devam edersiniz...
Geleceğiniz geçmişiniz olur... Yeni güne,
yeniye, geleceğe tam olarak geçemezsiniz...
Çünkü tutunduğunuz bırakmak istemediğiniz
geçmişinizdeki duygular ayağınızda pranga olarak
sizinle geliyordur...
Siz de şöyle bir çalışma yapın, 21 gün boyunca
bırakma çalışması... Her gün bir duygunuzu
bırakın... Geçmişle ilgili kırgınlıklarınızı,
öfkenizi, affetmediğiniz kişileri bırakın
affedin ve özgürleşin... Kendinizi özgür
bırakın... Geçmişe tutunmayı bırakın...
Kendinizi öfke ile beslemeyi bırakın...
Hırslarınızı, intikam alma ihtiyacınızı
bırakın... Kendinizi ispat etmeyi bırakın... Şu
anki yaşamınızda sizi huzursuz eden enerjinizi
düşüren ne varsa her şeyi bırakın... Güvensiz
bir ilişki içindeyseniz güvensizliği bırakın...
Bırakmaktan korkmayın... Siz güvensizliği
bıraktığınızda karşınızdaki kişinin yaşamınızdan
gitmesi gerekiyorsa gider... Ama sizin için
hayırlı bir ilişki ise mutlu olacağınız kişi
buysa yaşamınızda olur ve değişen tek şey
ilişkinizin huzurlu olmasıdır... İşinizde mutlu
değilseniz bırakın... Belki başka bir iş
yapmanız gerekiyordur... Cesaretle adım atın..
Kendi değerinize sahip çıkın... Siz mutsuz ve
huzursuz olduğunuz şeyleri kendi isteğinizle
sevgiyle bırakmazsanız, bırakmak zorunda
kalacaksınız... Evinizde sizi rahatsız eden
eşyalarınızı bırakın... Gardırobunuzdaki
kullanmadığınız eşyaları bırakın... Olumsuz
inançlarınızı bırakın... Yaşamınızda dram
yaratma ihtiyacınızı bırakın... Sevgi ispatını
bırakın... Beni sevseydi demeyi bırakın...
Beklentilerinizi bırakın... Korkularınızı, tüm
inançlarınızı, kalıplarınızı, kurallarınızı,
sınırlamalarınızı bırakın... Yargılamayı,
suçlamayı bırakın... Kendinize kızmayı
bırakın... Bıraktıkça özgürleşeceksiniz...
Sevgiyle ve saygıyla teşekkür ederek bırakın...
Fiziksel olarak bıraktığınız her şeyi duygusal
olarak da bırakın... Tutunmayı bırakın...
Kontrol etmeyi, direnç göstermeyi bırakın...
Esnek olun... Hatta olumlu tüm düşüncelerinizi,
duygularınızı bile bırakın... Şaşırdınız değil
mi? Sevgi, zenginlik, sağlık, mutluluk, dostluk,
aile vs... Bütün kavramlarınızı, duygularınızı
bırakın... Neden biliyor musunuz? Çünkü sizin
sevgi dediğiniz duygunuz aslında sizin sınırlı
düşünce ve kalıplarınızla aileniz, çevreniz
tarafından size verilmiş deneyimlemiş olduğunuz
bir duygunuz... Siz bu kalıplaşmış sevgi
anlayışını bıraktığınızda esas içinizde varolan
tahmin bile edemeyeceğiniz güzellikte yeni
hisleriniz ve duygularınız sevgi kavramıyla
birleşecek... İçinizde öyle güzel bir sevgi var
ki sınırsız ve sonsuz olan müthiş bir şekilde
huzur veren bir duygu... İşte o zaman gerçek
sevgi dışarı çıkacak... Aynı şekilde mutluluk da
öyle, zenginlik de... Bizler sadece
gördüklerimizle yaşadıklarımızla sınırladık bu
duyguları ve adına sevgi dedik, zenginlik dedik,
mutluluk dedik... Aslında yazarken ben yoruldum
bırakacak ne çok şey var... Bıraktığınız her şey
sizi özgürleştirecek... İçinizde var olan gerçek
kimliğiniz ortaya çıkacak... Gerçek
potansiyelinizi göreceksiniz... Bırakın ki
yeniye yer açın... Bırakın ki kim olduğunuzu ne
olduğunuzu ne istediğinizi görün... İşte her
şeyden özgürleştiğimizde yeniye, yeni gelene yer
açıyor olacağız... Yeni bir iş, yeni bir eş,
yeni bir ev, yeni daha çok kazanılan paralar
vs... geriye sadece sevgiyle yeniyi kabul etmek
ve teşekkür etmek, inanç ve güvenle adım atmak
kalıyor...
Bütün
bunları yapmak size çok mu zor geldi? O zaman
şunu yapın...
Her yeni güne başlarken;
Yaşamımda ilerlememe engel olan, yaşam amacıma
hizmet etmeyen, tüm duygularımı düşüncelerimi,
inançlarımı, kalıplarımı, korkularımı,
endişelerimi, tutunmalarımı, dirençlerimi,
beklentilerimi, sınırlamalarımı ve kurallarımı,
geçmişimi şimdi sevgi ve saygıyla bırakmaya
niyet ediyorum, bırakmak için kendime izin
veriyorum... Şimdi bırakıyorum....
Ben sevgide kalmayı seçiyorum, sevgi dolu
insanlarla sevgi dolu deneyimler yaşamayı
seçiyorum... Yeniyi hayatıma sevgiyle kabule
ediyorum deyin ve yeni güne böyle başlayın...
Seçim yapın... Her gününüzü yeni baştan sevgiyle
yaratırken sorun kendinize:
Bugün neyi bırakmalıyım?
Bıraktığınız her duygunuzla tekrar
yüzleşirseniz, karşınıza tekrar gelirse sadece
sevgiyle bakın o duyguya... Ben seni bıraktım...
Sen geçmişte kaldın... deyin..
Gerçek potansiyelinizle kim olduğunuzun
farkındalığıyla yaşamınızı keyifle mutlulukla
yaşamak istiyorsanız inancınızı koruyun...
Kendinize, yaşama, akışa güvenin... Değişimlere
güvenin... Cesaretle adım atın... Bırakın, her
şeyi bırakın... Siz sadece bir adım atacaksınız
evren sizi on adımla destekleyecek...
Gerçek şu ki... Sizden başka kimse sizin
hayatınızı iyileştiremez...
Sevgi olun, güven olun,huzur olun, mutluluk
olun... Bıraktıkça, özgürleştikçe özünüzde var
olan bütün bu güzel duygular gerçek anlamlarıyla
yaşamınızda var olacak... Akışta olmanın keyfine
bir kere vardınız mı bir daha asla
vazgeçemeyeceksiniz... Her şey tüm
mükemmelliğiyle size akmaya başlayacak...
Özgürleşecek... Mutluluğu bulacaksınız...
Bugüne kadar hep dışarıda aramış olduğunuz
mutluluk içinizde ve sizinle akmak için sizden
izin bekliyor... İzin verin yeniye... Yeni,
sevgiyle girsin hayatınıza... Direnç göstererek
yaşamanız gereken mutluluğu geciktirmeyin...
Uzatmayın zamanı...
Hayatımız kıyısından köşesinden tutularak
yaşanacak bir hayat değil... Korkmayın dolu dolu
hayatın tam içinde var olarak mutlulukla
yaşayın... Neşeyle bu yaşamın keyfini çıkarın...
Şimdi sonbaharın getirmiş olduğu tüm güzelliğin
ve değişimlerin keyfini çıkarın... Işığınızın ve
sevginizin tüm yaşamınızı aydınlatması
dileklerimle...
Füsun Paşa
Yaşam Koçu
Livcon International Certified Coach
|