Alper Duru

Canım kardeşim Alper Duru’ya,

Senin yokluğuna alışmak çok zormuş....
Bazen fazlasıyla hem de her konuda karamsar olabiliyorum ve her tür kötü düşünce aklımdan geçebiliyor ama hiç bir zaman  sensiz kalabileceğimizi düşünmemiştim. O kadar hayat doluydun ki....

İş hayatımda en kötü günlerimi geçirdiğim zaman karşılaştık seninle. Çok uzun süre alıştığın bir yerde iyi şartlarda çalıştıktan sonra, ki bunu oraya gelince anladım malesef, orada ve o görevde çalışmak çok ama çok zor gelmişti. Hayatımdaki neredeyse en kötü günlerimde varlığın beni rahatlattı, herhalde sen olmasaydın dayanamazdım. Sayende 9 ay dayanabildim. Sana da bunu hep söylerdim biliyorsun.  Daha ilk günlerimde insanlar  “bu da kim dercesine bakarken” sen beni öğlen yemeğe davet etmiştin. O günden sonra çok sıkı dost olduk senle yediğimiz içtiğimiz birdi. Aşk acılarımızı bile birbirimize anlattık, rahatladık.. Bazen ablan olarak fikirler verdim sana bazen de sen benim abim oldun fikrini paylaştın.

Aşırı sevgi gösterilerini , fazla  laubali espirileri, sarılmaları v.s sevmediğimi beni tanıyanlar bilir. Hatta hala öyleyim. Sen hariç... Sana kızamadığım  gibi  zaman zaman hoşuma bile giderdi. Sen benim yaramaz küçük kardeşimdin çünkü...

Keman derslerine başladığını söylemiştin, bense inanamadım, kemanı gördüğümde anladım. O gün bir parçayı bize tam olarak çalamadın, dalga geçtik ama eminim birazcık daha zamanın olsaydı onu da kafana koyduklarını yaptığın gibi başaracaktın.

Evlenmeye karar verdiğini söylediğinde inanılmaz sevindim. Çünkü ilk günden beri sizi birbirinize yakıştırdığımı bilirsin... Keşke düğününüzü de görebilseydik. Bana komşu olarak gelecektiniz. Bir sürü planlarımız vardı.

Yeni işin için çok çabaladın ve oldu. Artık öğlen yemeklerinde tekrar görüşebilecektik . Tam bir haftan dolmuştu 19 Ekim Cuma mail attın yine yeni bir organizasyon yapmıştın her zaman olduğu gibi... Ve pazar günü arkadaşlarımızda öğle yemeği yemek için sözleştik.

Şimdi annanemin “Allah kısmet ederse” lafını çok iyi anlıyorum. Bazen kısmet olmuyormuş... Cuma akşamı serviste geçirdiğin kalp krizi aldı seni bizden. İnanamadım. Hastaneye gelene kadar kimse birşey söylemedi. “Lütfen Allahım” diye diye o yol hiç bitmiycek sandım...

Hala da kabullenemiyorum. Cuma gecesi hastane kapısında geçirdiğimiz saatler boyunca hep şimdi kapıdan çıkacağını ve “şaka yaptıııım”  diye gülerek bize koşacağını hayal ettim. Ama boşunaydı...

Pazar günü yaptığımız buluşma planı yerine senin cenazeni kaldırdık...

Sen artık yoktun. Tek arzum, hatta seni tanıyan tüm insanların tek arzusu orada dünyada olduğundan çok ama çoook daha fazla mutlu ve huzurlu olman. Dualarımız seninle, her zaman kalbimizde olacaksın. Anıların bizimle canım kardeşim...

Gülhan Ertürk